Nebe Suresi
40 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
عَمَّيَتَسَآءَلُونَ١
’amme yetesâelûn.

Neyi soruşturuyorlar?

عَنِٱلنَّبَإِٱلْعَظِيمِ٢
’ani-nnebei-l’azîm.

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

ٱلَّذِىهُمْفِيهِمُخْتَلِفُونَ٣
Ellezî hüm fîhi muhtelifûn.

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

كَلَّاسَيَعْلَمُونَ٤
Kellâ seya’lemûn.

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

ثُمَّكَلَّاسَيَعْلَمُونَ٥
Sümme kellâ seya’lemûn.

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

أَلَمْنَجْعَلِٱلْأَرْضَمِهَـٰدًا٦
Elem nec’ali-l'arda mihâdâ.

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

وَٱلْجِبَالَأَوْتَادًا٧
Velcibâle evtâdâ.

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

وَخَلَقْنَـٰكُمْأَزْوَٰجًا٨
Vehalaknâküm ezvâcâ.

Sizi çift çift yarattık;

وَجَعَلْنَانَوْمَكُمْسُبَاتًا٩
Vece’alnâ nevmeküm sübâtâ.

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

وَجَعَلْنَاٱلَّيْلَلِبَاسًا١٠
Vece’alne-lleyle libâsâ.

Geceyi bir örtü yaptık;

وَجَعَلْنَاٱلنَّهَارَمَعَاشًا١١
Vece’alne-nnehâra me’âşâ.

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

وَبَنَيْنَافَوْقَكُمْسَبْعًاشِدَادًا١٢
Vebeneynâ fevkaküm seb’an şidâdâ.

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

وَجَعَلْنَاسِرَاجًاوَهَّاجًا١٣
Vece’alnâ sirâcev vehhâcâ.

Parlak ışık veren güneşi varettik;

وَأَنزَلْنَامِنَٱلْمُعْصِرَٰتِمَآءًثَجَّاجًا١٤
Veenzelnâ mine-lmü’sirâti mâen seccâcâ.

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

لِّنُخْرِجَبِهِحَبًّاوَنَبَاتًا١٥
Linuhrice bihî habbev venebâtâ.

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

وَجَنَّـٰتٍأَلْفَافًا١٦
Vecennâtin elfâfâ.

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

إِنَّيَوْمَٱلْفَصْلِكَانَمِيقَـٰتًا١٧
İnne yevme-lfasli kâne mîkâtâ.

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

يَوْمَيُنفَخُفِىٱلصُّورِفَتَأْتُونَأَفْوَاجًا١٨
Yevme yünfehu fi-ssûri fete'tûne efvâcâ.

Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

وَفُتِحَتِٱلسَّمَآءُفَكَانَتْأَبْوَٰبًا١٩
Vefütihati-ssemâü fekânet ebvâbâ.

Gökler kapı kapı açılacaktır.

وَسُيِّرَتِٱلْجِبَالُفَكَانَتْسَرَابًا٢٠
Vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.

Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

إِنَّجَهَنَّمَكَانَتْمِرْصَادًا٢١
İnne cehenneme kânet mirsâdâ.

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

لِّلطَّـٰغِينَمَـَٔابًا٢٢
Littâgîne meâbâ.

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

لَّـٰبِثِينَفِيهَآأَحْقَابًا٢٣
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ.

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

لَّايَذُوقُونَفِيهَابَرْدًاوَلَاشَرَابًا٢٤
Lâ yezûkûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

إِلَّاحَمِيمًاوَغَسَّاقًا٢٥
İllâ hamîmev vegassâkâ.

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

جَزَآءًوِفَاقًا٢٦
Cezâev vifâkâ.

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

إِنَّهُمْكَانُوالَايَرْجُونَحِسَابًا٢٧
İnnehüm kânû lâ yercûne hisâbâ.

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

وَكَذَّبُوابِـَٔايَـٰتِنَاكِذَّابًا٢٨
Vekezzebû biâyâtinâ kizzâbâ.

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

وَكُلَّشَىْءٍأَحْصَيْنَـٰهُكِتَـٰبًا٢٩
Vekülle şey'in ahsaynâhü kitâbâ.

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

فَذُوقُوافَلَننَّزِيدَكُمْإِلَّاعَذَابًا٣٠
Fezûkû felen nezîdeküm illâ ’azâbâ.

Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

إِنَّلِلْمُتَّقِينَمَفَازًا٣١
İnne lilmüttekîne mefâzâ.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

حَدَآئِقَوَأَعْنَـٰبًا٣٢
Hadâika vea’nâbâ.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

وَكَوَاعِبَأَتْرَابًا٣٣
Vekevâ’ibe etrâbâ.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

وَكَأْسًادِهَاقًا٣٤
Veke'sen dihâkâ.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

لَّايَسْمَعُونَفِيهَالَغْوًاوَلَاكِذَّٰبًا٣٥
Lâ yesme’ûne fîhâ lagvev velâ kizzâbâ.

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

جَزَآءًمِّنرَّبِّكَعَطَآءًحِسَابًا٣٦
Cezâem mir rabbike ’atâen hisâbâ.

Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

رَّبِّٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَمَابَيْنَهُمَاٱلرَّحْمَـٰنِلَايَمْلِكُونَمِنْهُخِطَابًا٣٧
Rabbi-ssemâvâti vel'ardi vemâ beynehüme-rrahmâni lâ yemlikûne minhü hitâbâ.

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

يَوْمَيَقُومُٱلرُّوحُوَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُصَفًّالَّايَتَكَلَّمُونَإِلَّامَنْأَذِنَلَهُٱلرَّحْمَـٰنُوَقَالَصَوَابًا٣٨
Yevme yekûmü-rrûhu velmelâiketü saffâ. lâ yetekellemûne illâ men ezine lehü-rrahmânü vekâle savâbâ.

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

ذَٰلِكَٱلْيَوْمُٱلْحَقُّفَمَنشَآءَٱتَّخَذَإِلَىٰرَبِّهِمَـَٔابًا٣٩
Zâlike-lyevmü-lhakk. femen şâe-ttehaze ilâ rabbihî meâbâ.

İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

إِنَّآأَنذَرْنَـٰكُمْعَذَابًاقَرِيبًايَوْمَيَنظُرُٱلْمَرْءُمَاقَدَّمَتْيَدَاهُوَيَقُولُٱلْكَافِرُيَـٰلَيْتَنِىكُنتُتُرَٰبًا٤٠
İnnâ enzernâküm ’azâben karîbâ. yevme yenzuru-lmerü mâ kaddemet yedâhü veyekûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay