Mümtehine Suresi
13 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوالَاتَتَّخِذُواعَدُوِّىوَعَدُوَّكُمْأَوْلِيَآءَتُلْقُونَإِلَيْهِمبِٱلْمَوَدَّةِوَقَدْكَفَرُوابِمَاجَآءَكُممِّنَٱلْحَقِّيُخْرِجُونَٱلرَّسُولَوَإِيَّاكُمْأَنتُؤْمِنُوابِٱللَّهِرَبِّكُمْإِنكُنتُمْخَرَجْتُمْجِهَـٰدًافِىسَبِيلِىوَٱبْتِغَآءَمَرْضَاتِىتُسِرُّونَإِلَيْهِمبِٱلْمَوَدَّةِوَأَنَاأَعْلَمُبِمَآأَخْفَيْتُمْوَمَآأَعْلَنتُمْوَمَنيَفْعَلْهُمِنكُمْفَقَدْضَلَّسَوَآءَٱلسَّبِيلِ١
Yâ eyyühe-llezîne âmenû lâ tettehizû ’adüvvî ve’adüvveküm evliyâe tülkûne ileyhim bilmeveddeti vekad keferû bimâ câeküm mine-lhakk. yuhricûne-rrasûle veiyyâküm en tü'minû billâhi rabbiküm. in küntüm haractüm cihâden fî sebîlî vebtigâe merdâtî tüsirrûne ileyhim bilmeveddeh. veenâ a’lemü bimâ ahfeytüm vemâ a’lentüm. vemey yef’alhü minküm fekad dalle sevâe-ssebîl.

Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.

إِنيَثْقَفُوكُمْيَكُونُوالَكُمْأَعْدَآءًوَيَبْسُطُوٓاإِلَيْكُمْأَيْدِيَهُمْوَأَلْسِنَتَهُمبِٱلسُّوٓءِوَوَدُّوالَوْتَكْفُرُونَ٢
İy yeskafûküm yekûnû leküm a’dâev veyebsütû ileyküm eydiyehüm veelsinetehüm bissûi veveddû lev tekfürûn.

Eğer sizi elegeçirirlerse sizin onlara gösterdiğiniz sevgiyi göstermezler, size düşman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek için uzatırlar, keşke inkar etseniz isterler.

لَنتَنفَعَكُمْأَرْحَامُكُمْوَلَآأَوْلَـٰدُكُمْيَوْمَٱلْقِيَـٰمَةِيَفْصِلُبَيْنَكُمْوَٱللَّهُبِمَاتَعْمَلُونَبَصِيرٌ٣
Len tenfe’aküm erhâmüküm velâ evlâdüküm. yevme-lkiyâmeh. yefsilü beyneküm. vellâhü bimâ ta’melûne besîr.

Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.

قَدْكَانَتْلَكُمْأُسْوَةٌحَسَنَةٌفِىٓإِبْرَٰهِيمَوَٱلَّذِينَمَعَهُٓإِذْقَالُوالِقَوْمِهِمْإِنَّابُرَءَٰٓؤُامِنكُمْوَمِمَّاتَعْبُدُونَمِندُونِٱللَّهِكَفَرْنَابِكُمْوَبَدَابَيْنَنَاوَبَيْنَكُمُٱلْعَدَٰوَةُوَٱلْبَغْضَآءُأَبَدًاحَتَّىٰتُؤْمِنُوابِٱللَّهِوَحْدَهُٓإِلَّاقَوْلَإِبْرَٰهِيمَلِأَبِيهِلَأَسْتَغْفِرَنَّلَكَوَمَآأَمْلِكُلَكَمِنَٱللَّهِمِنشَىْءٍرَّبَّنَاعَلَيْكَتَوَكَّلْنَاوَإِلَيْكَأَنَبْنَاوَإِلَيْكَٱلْمَصِيرُ٤
Kad kânet leküm üsvetün hasenetün fî ibrâhîme vellezîne me’ah. iz kâlû likavmihim innâ büraâü minküm vemimmâ ta’büdûne min dûni-llâh. kefernâ biküm vebedâ beynenâ vebeynekümü-l’adâvetü vebagdâü ebeden hattâ tü'minû billâhi vahdehû illâ kavle ibrâhîme liebîhi leestagfiranne leke vemâ emlikü leke mine-llâhi min şey'. rabbenâ ’aleyke tevekkelnâ veileyke enebnâ veileyke-lmesîr.

İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."

رَبَّنَالَاتَجْعَلْنَافِتْنَةًلِّلَّذِينَكَفَرُواوَٱغْفِرْلَنَارَبَّنَآإِنَّكَأَنتَٱلْعَزِيزُٱلْحَكِيمُ٥
Rabbenâ lâ tec’alnâ fitnetel lillezîne keferû vagfir lenâ rabbenâ. inneke ente-l’azîzü-lhakîm.

"Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın."

لَقَدْكَانَلَكُمْفِيهِمْأُسْوَةٌحَسَنَةٌلِّمَنكَانَيَرْجُواٱللَّهَوَٱلْيَوْمَٱلْـَٔاخِرَوَمَنيَتَوَلَّفَإِنَّٱللَّهَهُوَٱلْغَنِىُّٱلْحَمِيدُ٦
Lekad kâne leküm fîhim üsvetün hasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-l'âhir. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lhamîd.

And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.

عَسَىٱللَّهُأَنيَجْعَلَبَيْنَكُمْوَبَيْنَٱلَّذِينَعَادَيْتُممِّنْهُممَّوَدَّةًوَٱللَّهُقَدِيرٌوَٱللَّهُغَفُورٌرَّحِيمٌ٧
’asa-llâhü ey yec’ale beyneküm vebeyne-llezîne ’âdeytüm minhüm meveddeh. vellâhü kadîr. vellâhü gafûrur rahîm.

Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.

لَّايَنْهَىٰكُمُٱللَّهُعَنِٱلَّذِينَلَمْيُقَـٰتِلُوكُمْفِىٱلدِّينِوَلَمْيُخْرِجُوكُممِّندِيَـٰرِكُمْأَنتَبَرُّوهُمْوَتُقْسِطُوٓاإِلَيْهِمْإِنَّٱللَّهَيُحِبُّٱلْمُقْسِطِينَ٨
Lâ yenhâkümü-llâhü ’ani-llezîne lem yükâtilûküm fi-ddîni velem yuhricûküm min diyâriküm en teberrûhüm vetuksitû ileyhim. inne-llâhe yühibbü-lmuksitîn.

Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.

إِنَّمَايَنْهَىٰكُمُٱللَّهُعَنِٱلَّذِينَقَـٰتَلُوكُمْفِىٱلدِّينِوَأَخْرَجُوكُممِّندِيَـٰرِكُمْوَظَـٰهَرُواعَلَىٰٓإِخْرَاجِكُمْأَنتَوَلَّوْهُمْوَمَنيَتَوَلَّهُمْفَأُولَـٰٓئِكَهُمُٱلظَّـٰلِمُونَ٩
İnnemâ yenhâkümü-llâhü ’ani-llezîne kâtelûküm fi-ddîni veahracûküm min diyâriküm vezâherû ’alâ ihrâciküm en tevellevhüm. vemey yetevellehüm feülâike hümu-zzâlimûn.

Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوٓاإِذَاجَآءَكُمُٱلْمُؤْمِنَـٰتُمُهَـٰجِرَٰتٍفَٱمْتَحِنُوهُنَّٱللَّهُأَعْلَمُبِإِيمَـٰنِهِنَّفَإِنْعَلِمْتُمُوهُنَّمُؤْمِنَـٰتٍفَلَاتَرْجِعُوهُنَّإِلَىٱلْكُفَّارِلَاهُنَّحِلٌّلَّهُمْوَلَاهُمْيَحِلُّونَلَهُنَّوَءَاتُوهُممَّآأَنفَقُواوَلَاجُنَاحَعَلَيْكُمْأَنتَنكِحُوهُنَّإِذَآءَاتَيْتُمُوهُنَّأُجُورَهُنَّوَلَاتُمْسِكُوابِعِصَمِٱلْكَوَافِرِوَسْـَٔلُوامَآأَنفَقْتُمْوَلْيَسْـَٔلُوامَآأَنفَقُواذَٰلِكُمْحُكْمُٱللَّهِيَحْكُمُبَيْنَكُمْوَٱللَّهُعَلِيمٌحَكِيمٌ١٠
Yâ eyyühe-llezîne âmenû izâ câekümü-lmü'minâtü mühâcirâtin femtehinûhünn. allâhü a’lemü biîmânihinn. fein ’alimtümûhünne mü'minâtin felâ terci’ûhünne ile-lküffâr. lâ hünne hillül lehüm velâ hüm yehillûne lehünn. veâtûhüm mâ enfekû. velâ cünâha ’aleyküm en tenkihûhünne izâ âteytümûhünne ücûrahünn. velâ tümsikû bi’isami-lkevâfiri ves'elû mâ enfaktüm velyes'elû mâ enfekû. zâliküm hukmü-llâh. yahkümü beyneküm. vellâhü ’alîmün hakîm.

Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.

وَإِنفَاتَكُمْشَىْءٌمِّنْأَزْوَٰجِكُمْإِلَىٱلْكُفَّارِفَعَاقَبْتُمْفَـَٔاتُواٱلَّذِينَذَهَبَتْأَزْوَٰجُهُممِّثْلَمَآأَنفَقُواوَٱتَّقُواٱللَّهَٱلَّذِىٓأَنتُمبِهِمُؤْمِنُونَ١١
Vein fâteküm şey'üm min ezvâciküm ile-lküffâri fe’âkabtüm feâtü-llezîne zehebet ezvâcühüm misle mâ enfekû. vetteku-llâhe-llezî entüm bihî mü'minûn.

Ey mümin erkekler! Eğer inkar eden (kafir olan) eşlerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir şey geçecek olursa ganimetten, eşleri giden mümin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلنَّبِىُّإِذَاجَآءَكَٱلْمُؤْمِنَـٰتُيُبَايِعْنَكَعَلَىٰٓأَنلَّايُشْرِكْنَبِٱللَّهِشَيْـًٔاوَلَايَسْرِقْنَوَلَايَزْنِينَوَلَايَقْتُلْنَأَوْلَـٰدَهُنَّوَلَايَأْتِينَبِبُهْتَـٰنٍيَفْتَرِينَهُبَيْنَأَيْدِيهِنَّوَأَرْجُلِهِنَّوَلَايَعْصِينَكَفِىمَعْرُوفٍفَبَايِعْهُنَّوَٱسْتَغْفِرْلَهُنَّٱللَّهَإِنَّٱللَّهَغَفُورٌرَّحِيمٌ١٢
Yâ eyyühe-nnebiyyü izâ câeke-lmü'minâtü yübâyi’neke ’alâ el lâ yüşrikne billâhi şey'ev velâ yesrikne velâ yeznîne velâ yaktülne evlâdehünne velâ ye'tîne bibühtâniy yefterînehû beyne eydîhinne veercülihinne velâ ya’sîneke fî ma’rûfin febâyi’hünne vestagfir lehünne-llâh. inne-llâhe gafûrur rahîm.

Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوالَاتَتَوَلَّوْاقَوْمًاغَضِبَٱللَّهُعَلَيْهِمْقَدْيَئِسُوامِنَٱلْـَٔاخِرَةِكَمَايَئِسَٱلْكُفَّارُمِنْأَصْحَـٰبِٱلْقُبُورِ١٣
Yâ eyyühe-llezîne âmenû lâ tetevellev kavmen gadibe-llâhü ’aleyhim kad yeisû mine-l'âhirati kemâ yeise-lküffâru min ashâbi-lkubûr.

Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay