Gâşiye Suresi
26 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
هَلْأَتَىٰكَحَدِيثُٱلْغَـٰشِيَةِ١
Hel etâke hadîsü-lgâşiyeh.

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?

وُجُوهٌيَوْمَئِذٍخَـٰشِعَةٌ٢
Vucûhüy yevmeizin hâşi’ah.

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.

عَامِلَةٌنَّاصِبَةٌ٣
’âmiletün nâsibeh.

Zor işler altında bitkin düşmüştür.

تَصْلَىٰنَارًاحَامِيَةً٤
Taslâ nâran hâmiyeh.

Yakıcı ateşe yaslanırlar.

تُسْقَىٰمِنْعَيْنٍءَانِيَةٍ٥
Tüskâ min ’aynin âniyeh.

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.

لَّيْسَلَهُمْطَعَامٌإِلَّامِنضَرِيعٍ٦
Leyse lehüm ta’âmün illâ min darî’.

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

لَّايُسْمِنُوَلَايُغْنِىمِنجُوعٍ٧
Lâ yüsminü velâ yugnî min cû’.

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

وُجُوهٌيَوْمَئِذٍنَّاعِمَةٌ٨
Vucûhüy yevmeizin nâ’imeh.

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.

لِّسَعْيِهَارَاضِيَةٌ٩
Lisa’yihâ râdiyeh.

Yaptıklarından hoşnuddurlar.

فِىجَنَّةٍعَالِيَةٍ١٠
Fî cennetin ’âliyeh.

Yüksek bir cennettedirler.

لَّاتَسْمَعُفِيهَالَـٰغِيَةً١١
Lâ tesme’u fîhâ lâgiyeh.

Orada boş söz işitmezler.

فِيهَاعَيْنٌجَارِيَةٌ١٢
Fîhâ ’aynün câriyeh.

Orada akan kaynak vardır.

فِيهَاسُرُرٌمَّرْفُوعَةٌ١٣
Fîhâ sürurum merfû’ah.

Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.

وَأَكْوَابٌمَّوْضُوعَةٌ١٤
Veekvâbüm mevdû’ah.

Yerleştirilmiş kaseler,

وَنَمَارِقُمَصْفُوفَةٌ١٥
Venemâriku masfûfeh.

Sıra sıra yastıklar,

وَزَرَابِىُّمَبْثُوثَةٌ١٦
Vezerâbiyyü mebsûseh.

Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.

أَفَلَايَنظُرُونَإِلَىٱلْإِبِلِكَيْفَخُلِقَتْ١٧
Efelâ yenzurûne ile-l'ibili keyfe hulikat.

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

وَإِلَىٱلسَّمَآءِكَيْفَرُفِعَتْ١٨
Veile-ssemâi keyfe rufi’at.

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

وَإِلَىٱلْجِبَالِكَيْفَنُصِبَتْ١٩
Veile-lcibâli keyfe nüsibet.

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

وَإِلَىٱلْأَرْضِكَيْفَسُطِحَتْ٢٠
Veile-l'ardi keyfe sütihat.

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

فَذَكِّرْإِنَّمَآأَنتَمُذَكِّرٌ٢١
Fezekkir innemâ ente müzekkir.

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.

لَّسْتَعَلَيْهِمبِمُصَيْطِرٍ٢٢
Leste ’aleyhim bimüsaytir.

Sen, onlara zor kullanacak değilsin.

إِلَّامَنتَوَلَّىٰوَكَفَرَ٢٣
İllâ men tevellâ vekefera.

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

فَيُعَذِّبُهُٱللَّهُٱلْعَذَابَٱلْأَكْبَرَ٢٤
Feyü’azzibühü-llâhü-l’azâbe-l'ekber.

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

إِنَّإِلَيْنَآإِيَابَهُمْ٢٥
İnne ileynâ iyâbehüm.

Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.

ثُمَّإِنَّعَلَيْنَاحِسَابَهُم٢٦
Sümme inne ’aleynâ hisâbehüm.

Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay