Fecr Suresi
30 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
وَٱلْفَجْرِ١
Velfecr.

Tanyerinin ağarmasına and olsun;

وَلَيَالٍعَشْرٍ٢
Veleyâlin ’aşr.

Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun;

وَٱلشَّفْعِوَٱلْوَتْرِ٣
Veşşef’i velvetr.

Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun;

وَٱلَّيْلِإِذَايَسْرِ٤
Velleyli izâ yesr.

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?

هَلْفِىذَٰلِكَقَسَمٌلِّذِىحِجْرٍ٥
Hel fî zâlike kasemül lizî hicr.

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?

أَلَمْتَرَكَيْفَفَعَلَرَبُّكَبِعَادٍ٦
Elem tera keyfe fe’ale rabbüke bi’âd.

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

إِرَمَذَاتِٱلْعِمَادِ٧
İrame zâti-l’imâd.

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

ٱلَّتِىلَمْيُخْلَقْمِثْلُهَافِىٱلْبِلَـٰدِ٨
Elletî lem yuhlak mislühâ fi-lbilâd.

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

وَثَمُودَٱلَّذِينَجَابُواٱلصَّخْرَبِٱلْوَادِ٩
Vesemûde-llezîne câbu-ssahra bilvâd.

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

وَفِرْعَوْنَذِىٱلْأَوْتَادِ١٠
Vefir’avne zi-l'evtâd.

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

ٱلَّذِينَطَغَوْافِىٱلْبِلَـٰدِ١١
Ellezîne tagav fi-lbilâd.

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

فَأَكْثَرُوافِيهَاٱلْفَسَادَ١٢
Feekserû fîhe-lfesâd.

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

فَصَبَّعَلَيْهِمْرَبُّكَسَوْطَعَذَابٍ١٣
Fesabbe ’aleyhim rabbüke sevta ’azâb.

Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir.

إِنَّرَبَّكَلَبِٱلْمِرْصَادِ١٤
İnne rabbeke lebilmirsâd.

Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.

فَأَمَّاٱلْإِنسَـٰنُإِذَامَاٱبْتَلَىٰهُرَبُّهُفَأَكْرَمَهُوَنَعَّمَهُفَيَقُولُرَبِّىٓأَكْرَمَنِ١٥
Feemme-l'insânü izâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene’’amehû feyekûlü rabbî ekramen.

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der.

وَأَمَّآإِذَامَاٱبْتَلَىٰهُفَقَدَرَعَلَيْهِرِزْقَهُفَيَقُولُرَبِّىٓأَهَـٰنَنِ١٦
Veemmâ izâ me-btelâhü fekadera ’aleyhi rizkahû feyekûlü rabbî ehânen.

Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der.

كَلَّابَللَّاتُكْرِمُونَٱلْيَتِيمَ١٧
Kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.

Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.

وَلَاتَحَـٰٓضُّونَعَلَىٰطَعَامِٱلْمِسْكِينِ١٨
Velâ tehâddûne ’alâ ta’âmi-lmiskîn.

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.

وَتَأْكُلُونَٱلتُّرَاثَأَكْلًالَّمًّا١٩
Vete'külûne-ttürâse eklel lemmâ.

Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.

وَتُحِبُّونَٱلْمَالَحُبًّاجَمًّا٢٠
Vetühibbûne-lmâle hubben cemmâ.

Malı pek çok seviyorsunuz.

كَلَّآإِذَادُكَّتِٱلْأَرْضُدَكًّادَكًّا٢١
Kellâ izâ dükketi-l'ardu dekken dekkâ.

Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;

وَجَآءَرَبُّكَوَٱلْمَلَكُصَفًّاصَفًّا٢٢
Vecâe rabbüke velmelekü saffen saffâ.

Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,

وَجِاىٓءَيَوْمَئِذٍبِجَهَنَّمَيَوْمَئِذٍيَتَذَكَّرُٱلْإِنسَـٰنُوَأَنَّىٰلَهُٱلذِّكْرَىٰ٢٣
Vecîe yevmeizim bicehenneme yevmeiziy yetezekkeru-l'insânü veennâ lehü-zzikrâ.

O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?

يَقُولُيَـٰلَيْتَنِىقَدَّمْتُلِحَيَاتِى٢٤
Yekûlü yâ leytenî kaddemtü lihayâtî.

"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.

فَيَوْمَئِذٍلَّايُعَذِّبُعَذَابَهُٓأَحَدٌ٢٥
Feyevmeizil lâ yü’azzibü ’azâbehû ehad.

O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.

وَلَايُوثِقُوَثَاقَهُٓأَحَدٌ٢٦
Velâ yûsiku vesâkahû ehad.

Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.

يَـٰٓأَيَّتُهَاٱلنَّفْسُٱلْمُطْمَئِنَّةُ٢٧
Yâ eyyetühe-nnefsü-lmutmeinneh.

Ey huzur içinde olan can!

ٱرْجِعِىٓإِلَىٰرَبِّكِرَاضِيَةًمَّرْضِيَّةً٢٨
İrci’î ilâ rabbiki râdiyetem merdiyyeh.

O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!

فَٱدْخُلِىفِىعِبَـٰدِى٢٩
Fedhulî fî ’ibâdî.

Ey can! İyi kullarımın arasına gir.

وَٱدْخُلِىجَنَّتِى٣٠
Vedhulî cennetî.

Cennetime gir.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay