Burûc Suresi
22 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
وَٱلسَّمَآءِذَاتِٱلْبُرُوجِ١
Vessemâi zâti-lbürûc.

İçinde burçları bulunan göğe and olsun;

وَٱلْيَوْمِٱلْمَوْعُودِ٢
Velyevmi-lmev’ûd.

Söz verilen kıyamet gününe and olsun;

وَشَاهِدٍوَمَشْهُودٍ٣
Veşâhidiv vemeşhûd.

Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.

قُتِلَأَصْحَـٰبُٱلْأُخْدُودِ٤
Kutile ashâbü-l'uhdûd.

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

ٱلنَّارِذَاتِٱلْوَقُودِ٥
Ennâri zâti-lvekûd.

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

إِذْهُمْعَلَيْهَاقُعُودٌ٦
İz hüm ’aleyhâ ku’ûd.

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

وَهُمْعَلَىٰمَايَفْعَلُونَبِٱلْمُؤْمِنِينَشُهُودٌ٧
Vehüm ’alâ mâ yef’alûne bilmü'minîne şühûd.

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

وَمَانَقَمُوامِنْهُمْإِلَّآأَنيُؤْمِنُوابِٱللَّهِٱلْعَزِيزِٱلْحَمِيدِ٨
Vemâ nekamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l’azîzi-lhamîd.

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

ٱلَّذِىلَهُمُلْكُٱلسَّمَـٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَٱللَّهُعَلَىٰكُلِّشَىْءٍشَهِيدٌ٩
Ellezî lehû mülkü-ssemâvâti vel'ard. vellâhü ’alâ külli şey'in şehîd.

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

إِنَّٱلَّذِينَفَتَنُواٱلْمُؤْمِنِينَوَٱلْمُؤْمِنَـٰتِثُمَّلَمْيَتُوبُوافَلَهُمْعَذَابُجَهَنَّمَوَلَهُمْعَذَابُٱلْحَرِيقِ١٠
İnne-llezîne fetenü-lmü'minîne velmü'minâti sümme lem yetûbû felehüm ’azâbü cehenneme velehüm ’azâbü-lharîk.

Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.

إِنَّٱلَّذِينَءَامَنُواوَعَمِلُواٱلصَّـٰلِحَـٰتِلَهُمْجَنَّـٰتٌتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَـٰرُذَٰلِكَٱلْفَوْزُٱلْكَبِيرُ١١
İnne-llezîne âmenû ve’amilu-ssâlihâti lehüm cennâtün tecrî min tahtihe-l'enhâr. zâlike-lfevzü-lkebîr.

Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.

إِنَّبَطْشَرَبِّكَلَشَدِيدٌ١٢
İnne batşe rabbike leşedîd.

Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.

إِنَّهُهُوَيُبْدِئُوَيُعِيدُ١٣
İnnehû hüve yübdiü veyü’îd.

Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.

وَهُوَٱلْغَفُورُٱلْوَدُودُ١٤
Vehüve-lgafûru-lvedûd.

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

ذُوٱلْعَرْشِٱلْمَجِيدُ١٥
Zü-l’arşi-lmecîd.

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

فَعَّالٌلِّمَايُرِيدُ١٦
Fa’’âlül limâ yürîd.

Her dilediğini mutlaka yapandır.

هَلْأَتَىٰكَحَدِيثُٱلْجُنُودِ١٧
Hel etâke hadîsü-lcünûd.

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

فِرْعَوْنَوَثَمُودَ١٨
Fir’avne vesemûd.

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

بَلِٱلَّذِينَكَفَرُوافِىتَكْذِيبٍ١٩
Beli-llezîne keferû fî tekzîb.

Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.

وَٱللَّهُمِنوَرَآئِهِممُّحِيطٌ٢٠
Vellâhü miv verâihim mühît.

Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.

بَلْهُوَقُرْءَانٌمَّجِيدٌ٢١
Bel hüve kur'ânüm mecîd.

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

فِىلَوْحٍمَّحْفُوظٍ٢٢
Fî levhim mahfûz.

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay