Müzzemmil Suresi
20 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
يَـٰٓأَيُّهَاٱلْمُزَّمِّلُ١
Yâ eyyühe-lmüzzemmil.

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

قُمِٱلَّيْلَإِلَّاقَلِيلًا٢
Kumi-lleyle illâ kalîlâ.

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

نِّصْفَهُٓأَوِٱنقُصْمِنْهُقَلِيلًا٣
Nisfehû evi-nkus minhü kalîlâ.

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

أَوْزِدْعَلَيْهِوَرَتِّلِٱلْقُرْءَانَتَرْتِيلًا٤
Ev zid ’aleyhi verattili-lkur'âne tertîlâ.

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

إِنَّاسَنُلْقِىعَلَيْكَقَوْلًاثَقِيلًا٥
İnnâ senülkî ’aleyke kavlen sekîlâ.

Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.

إِنَّنَاشِئَةَٱلَّيْلِهِىَأَشَدُّوَطْـًٔاوَأَقْوَمُقِيلًا٦
İnne nâşiete-lleyli hiye eşeddü vat'ev veakvemü kîlâ.

şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.

إِنَّلَكَفِىٱلنَّهَارِسَبْحًاطَوِيلًا٧
İnne leke fi-nnehâri sebhan tavîlâ.

Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.

وَٱذْكُرِٱسْمَرَبِّكَوَتَبَتَّلْإِلَيْهِتَبْتِيلًا٨
Vezküri-sme rabbike vetebettel ileyhi tebtîlâ.

Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,

رَّبُّٱلْمَشْرِقِوَٱلْمَغْرِبِلَآإِلَـٰهَإِلَّاهُوَفَٱتَّخِذْهُوَكِيلًا٩
Rabbü-lmeşriki velmagribi lâ ilâhe illâ hüve fettehizhü vekîlâ.

O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.

وَٱصْبِرْعَلَىٰمَايَقُولُونَوَٱهْجُرْهُمْهَجْرًاجَمِيلًا١٠
Vasbir ’alâ mâ yekûlûne vehcürhüm hecran cemîlâ.

Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.

وَذَرْنِىوَٱلْمُكَذِّبِينَأُولِىٱلنَّعْمَةِوَمَهِّلْهُمْقَلِيلًا١١
Vezernî velmükezzibîne üli-nna’meti vemehhilhüm kalîlâ.

Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.

إِنَّلَدَيْنَآأَنكَالًاوَجَحِيمًا١٢
İnne ledeynâ enkâlev vecehîmâ.

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

وَطَعَامًاذَاغُصَّةٍوَعَذَابًاأَلِيمًا١٣
Veta’âmen zâ gussativ ve’azâben elîmâ.

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

يَوْمَتَرْجُفُٱلْأَرْضُوَٱلْجِبَالُوَكَانَتِٱلْجِبَالُكَثِيبًامَّهِيلًا١٤
Yevme tercüfü-l'ardu velcibâlü vekâneti-lcibâlü kesîbem mehîlâ.

Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.

إِنَّآأَرْسَلْنَآإِلَيْكُمْرَسُولًاشَـٰهِدًاعَلَيْكُمْكَمَآأَرْسَلْنَآإِلَىٰفِرْعَوْنَرَسُولًا١٥
İnnâ erselnâ ileyküm rasûlen şâhiden ’aleyküm kemâ erselnâ ilâ fir’avne rasûlâ.

Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.

فَعَصَىٰفِرْعَوْنُٱلرَّسُولَفَأَخَذْنَـٰهُأَخْذًاوَبِيلًا١٦
Fe’asâ fir’avnü-rrasûle feehaznâhü ahzev vebîlâ.

Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.

فَكَيْفَتَتَّقُونَإِنكَفَرْتُمْيَوْمًايَجْعَلُٱلْوِلْدَٰنَشِيبًا١٧
Fekeyfe tettekûne in kefertüm yevmey yec’alü-lvildâne şîbâ.

Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?

ٱلسَّمَآءُمُنفَطِرٌبِهِكَانَوَعْدُهُمَفْعُولًا١٨
Essemâü münfetirum bih. kâne va’dühû mef’ûlâ.

O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.

إِنَّهَـٰذِهِتَذْكِرَةٌفَمَنشَآءَٱتَّخَذَإِلَىٰرَبِّهِسَبِيلًا١٩
İnne hâzihî tezkirah. femen şâe-ttehaze ilâ rabbihî sebîlâ.

Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.

إِنَّرَبَّكَيَعْلَمُأَنَّكَتَقُومُأَدْنَىٰمِنثُلُثَىِٱلَّيْلِوَنِصْفَهُوَثُلُثَهُوَطَآئِفَةٌمِّنَٱلَّذِينَمَعَكَوَٱللَّهُيُقَدِّرُٱلَّيْلَوَٱلنَّهَارَعَلِمَأَنلَّنتُحْصُوهُفَتَابَعَلَيْكُمْفَٱقْرَءُوامَاتَيَسَّرَمِنَٱلْقُرْءَانِعَلِمَأَنسَيَكُونُمِنكُممَّرْضَىٰوَءَاخَرُونَيَضْرِبُونَفِىٱلْأَرْضِيَبْتَغُونَمِنفَضْلِٱللَّهِوَءَاخَرُونَيُقَـٰتِلُونَفِىسَبِيلِٱللَّهِفَٱقْرَءُوامَاتَيَسَّرَمِنْهُوَأَقِيمُواٱلصَّلَوٰةَوَءَاتُواٱلزَّكَوٰةَوَأَقْرِضُواٱللَّهَقَرْضًاحَسَنًاوَمَاتُقَدِّمُوالِأَنفُسِكُممِّنْخَيْرٍتَجِدُوهُعِندَٱللَّهِهُوَخَيْرًاوَأَعْظَمَأَجْرًاوَٱسْتَغْفِرُواٱللَّهَإِنَّٱللَّهَغَفُورٌرَّحِيمٌ٢٠
İnne rabbeke ya’lemü enneke tekûmü ednâ min sülüseyi-lleyli venisfehû vesülüsehû vetâifetüm mine-llezîne me’ak. vellâhü yükaddiru-lleyle vennehâr. ’alime el len tuhsûhü fetâbe ’aleyküm fakraû mâ teyessera mine-lkur'ân. ’alime en seyekûnü minküm merdâ veâharûne yadribûne fi-l'ardi yebtegûne min fadli-llâhi veâharûne yükâtilûne fî sebîli-llâh. fakraû mâ teyessera minhü veekîmu-ssalâte veâtü-zzekâte veakridü-llâhe kardan hasenâ. vemâ tükaddimû lienfüsiküm min hayrin tecidûhü ’inde-llâhi hüve hayrav vea’zame ecrâ. vestagfirü-llâh. inne-llâhe gafûrur rahîm.

Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay