İnfitâr Suresi
19 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
إِذَاٱلسَّمَآءُٱنفَطَرَتْ١
İze-ssemâü-nfetarat.

Gök yarıldığı zaman,

وَإِذَاٱلْكَوَاكِبُٱنتَثَرَتْ٢
Veize-lkevâkibü-nteserat.

Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,

وَإِذَاٱلْبِحَارُفُجِّرَتْ٣
Veize-lbihâru füccirat.

Denizler kaynaştığı zaman,

وَإِذَاٱلْقُبُورُبُعْثِرَتْ٤
Veize-lkubûru bü’sirat.

Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,

عَلِمَتْنَفْسٌمَّاقَدَّمَتْوَأَخَّرَتْ٥
’alimet nefsüm mâ kaddemet veehharat.

İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.

يَـٰٓأَيُّهَاٱلْإِنسَـٰنُمَاغَرَّكَبِرَبِّكَٱلْكَرِيمِ٦
Yâ eyyühe-l'insânü mâ garrake birabbike-lkerîm.

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

ٱلَّذِىخَلَقَكَفَسَوَّىٰكَفَعَدَلَكَ٧
Ellezî halekake fesevvâke fe’adelek.

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

فِىٓأَىِّصُورَةٍمَّاشَآءَرَكَّبَكَ٨
Fî eyyi sûratim mâ şâe rakkebek.

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

كَلَّابَلْتُكَذِّبُونَبِٱلدِّينِ٩
Kellâ bel tükezzibûne biddîn.

Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.

وَإِنَّعَلَيْكُمْلَحَـٰفِظِينَ١٠
Veinne ’aleyküm lehâfizîn.

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

كِرَامًاكَـٰتِبِينَ١١
Kirâmen kâtibîn.

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

يَعْلَمُونَمَاتَفْعَلُونَ١٢
Ya’lemûne mâ tef’alûn.

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

إِنَّٱلْأَبْرَارَلَفِىنَعِيمٍ١٣
İnne-l'ebrâra lefî ne’îm.

İyiler şüphesiz nimet içindedirler.

وَإِنَّٱلْفُجَّارَلَفِىجَحِيمٍ١٤
Veinne-lfüccâra lefî cehîm.

Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.

يَصْلَوْنَهَايَوْمَٱلدِّينِ١٥
Yaslevnehâ yevme-ddîn.

Din Günü oraya girerler.

وَمَاهُمْعَنْهَابِغَآئِبِينَ١٦
Vemâ hüm ’anhâ bigâibîn.

Oradan bir daha ayrılamazlar.

وَمَآأَدْرَىٰكَمَايَوْمُٱلدِّينِ١٧
Vemâ edrâke mâ yevmü-ddîn.

Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?

ثُمَّمَآأَدْرَىٰكَمَايَوْمُٱلدِّينِ١٨
Sümme mâ edrâke mâ yevmü-ddîn.

Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?

يَوْمَلَاتَمْلِكُنَفْسٌلِّنَفْسٍشَيْـًٔاوَٱلْأَمْرُيَوْمَئِذٍلِّلَّهِ١٩
Yevme lâ temlikü nefsül linefsin şey'â. vel'emru yevmeizil lillâh.

O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay