Abese Suresi
42 Ayet
Aralık
Oynatma

Oynatma hızı: 1x


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismi-llâhi-rrahmâni-rrahîm.
عَبَسَوَتَوَلَّىٰٓ١
’abese vetevellâ.

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

أَنجَآءَهُٱلْأَعْمَىٰ٢
En câehü-l'a’mâ.

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

وَمَايُدْرِيكَلَعَلَّهُيَزَّكَّىٰٓ٣
Vemâ yüdrîke le’allehû yezzekkâ.

Ne bilirsin, belki de o arınacak;

أَوْيَذَّكَّرُفَتَنفَعَهُٱلذِّكْرَىٰٓ٤
Ev yezzekkeru fetenfe’ahü-zzikrâ.

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

أَمَّامَنِٱسْتَغْنَىٰ٥
Emmâ meni-stagnâ.

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

فَأَنتَلَهُتَصَدَّىٰ٦
Feente lehû tesaddâ.

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

وَمَاعَلَيْكَأَلَّايَزَّكَّىٰ٧
Vemâ ’aleyke ellâ yezzekkâ.

Arınmak istememesinden sana ne?

وَأَمَّامَنجَآءَكَيَسْعَىٰ٨
Veemmâ men câeke yes’â.

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

وَهُوَيَخْشَىٰ٩
Vehüve yahşâ.

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

فَأَنتَعَنْهُتَلَهَّىٰ١٠
Feente ’anhü telehhâ.

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

كَلَّآإِنَّهَاتَذْكِرَةٌ١١
Kellâ innehâ tezkirah.

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

فَمَنشَآءَذَكَرَهُ١٢
Femen şâe zekerah.

Dileyen onu öğüt kabul eder.

فِىصُحُفٍمُّكَرَّمَةٍ١٣
Fî suhufim mükerrameh.

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

مَّرْفُوعَةٍمُّطَهَّرَةٍ١٤
Merfû’atim mütahherah.

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

بِأَيْدِىسَفَرَةٍ١٥
Bieydî seferah.

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

كِرَامٍبَرَرَةٍ١٦
Kirâmim berarah.

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

قُتِلَٱلْإِنسَـٰنُمَآأَكْفَرَهُ١٧
Kutile-l'insânü mâ ekferah.

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

مِنْأَىِّشَىْءٍخَلَقَهُ١٨
Min eyyi şey'in halekah.

Allah onu hangi şeyden yaratmış?

مِننُّطْفَةٍخَلَقَهُفَقَدَّرَهُ١٩
Min nutfeh. halekahû fekadderah.

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

ثُمَّٱلسَّبِيلَيَسَّرَهُ٢٠
Sümme-ssebîle yesserah.

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

ثُمَّأَمَاتَهُفَأَقْبَرَهُ٢١
Sümme emâtehû feakberah.

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

ثُمَّإِذَاشَآءَأَنشَرَهُ٢٢
Sümme izâ şâe enşerah.

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

كَلَّالَمَّايَقْضِمَآأَمَرَهُ٢٣
Kellâ lemmâ yakdi mâ emerah.

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

فَلْيَنظُرِٱلْإِنسَـٰنُإِلَىٰطَعَامِهِٓ٢٤
Felyenzuri-l'insânü ilâ ta’âmih.

İnsan, yiyeceğine bir baksın;

أَنَّاصَبَبْنَاٱلْمَآءَصَبًّا٢٥
Ennâ sabebne-lmâe sabbâ.

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

ثُمَّشَقَقْنَاٱلْأَرْضَشَقًّا٢٦
Sümme şakakne-l'arda şekkâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

فَأَنبَتْنَافِيهَاحَبًّا٢٧
Feembetnâ fîhâ habbâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

وَعِنَبًاوَقَضْبًا٢٨
Ve’inebev vekadbâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

وَزَيْتُونًاوَنَخْلًا٢٩
Vezeytûnev venahlâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

وَحَدَآئِقَغُلْبًا٣٠
Vehadâika gulbâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

وَفَـٰكِهَةًوَأَبًّا٣١
Vefâkihetev veebbâ.

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

مَّتَـٰعًالَّكُمْوَلِأَنْعَـٰمِكُمْ٣٢
Metâ’al leküm velien’âmiküm.

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

فَإِذَاجَآءَتِٱلصَّآخَّةُ٣٣
Feizâ câeti-ssâhhah.

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

يَوْمَيَفِرُّٱلْمَرْءُمِنْأَخِيهِ٣٤
Yevme yefirru-lmerü min ehîh.

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

وَأُمِّهِوَأَبِيهِ٣٥
Veümmihî veebîh.

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

وَصَـٰحِبَتِهِوَبَنِيهِ٣٦
Vesâhibetihî vebenîh.

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

لِكُلِّٱمْرِئٍمِّنْهُمْيَوْمَئِذٍشَأْنٌيُغْنِيهِ٣٧
Likülli-mriim minhüm yevmeizin şe'nüy yugnîh.

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

وُجُوهٌيَوْمَئِذٍمُّسْفِرَةٌ٣٨
Vucûhüy yevmeizim müsfirah.

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

ضَاحِكَةٌمُّسْتَبْشِرَةٌ٣٩
Dâhiketüm müstebşirah.

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

وَوُجُوهٌيَوْمَئِذٍعَلَيْهَاغَبَرَةٌ٤٠
Vevucûhüy yevmeizin ’aleyhâ gaberah.

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

تَرْهَقُهَاقَتَرَةٌ٤١
Terhekuhâ katerah.

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

أُولَـٰٓئِكَهُمُٱلْكَفَرَةُٱلْفَجَرَةُ٤٢
Ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

Türkçe çeviriyazı: Tanzil Project - Muhammet Abay